Son üç haftanın süperstarı Kayserispor, Beşiktaş ile deplasmanda oynadığı maçta resmen vurgun yedi. Bu futbol vurgunu değil, elit hakem(!) Cüneyt Çakır’ın çelmesiydi. Olimpiyat Stadı’nda Galatasaray’a karşı ne oynadıysa, tıpkıbasım sahaya yansıtmak istedi sarı-kırmızılı takım. Takım olarak topun arkasına geçti, orta alanda rakibe boş alan bırakmadı, kanatlardan Beşiktaş’ı çökertme planını uygulamaya koyuldu.
Aslına bakarsanız her şeyi iyi gidiyordu. Maç ortadaydı. Hakem Çakır Cüneyt zaman zaman kart elinde vizyona girse de, Kayserispor oyunu tutmayı başardı. Tam da ikinci yarıya 0-0 gitmeye dakikalar varken, Kartal kontrada yakaladı, Biseswar ceza alanına sızdı kaleci Tolga ile karşı karşıya kaldığında Atiba Hutchinson geldi, kontrolsüz hareketin ağababasıyla bodoslama yüklendi oyun devam etti. Top gitti Kayserispor’a gol oldu… Devre böyle bitti.
Bir penaltısı verilmeyen, akabinde filesinde golü gören Kayserispor, bu kez Bursaspor maçındaki B planını hayata geçirdi. Hem sarı kartları bulunan, hem de etkisiz eleman olarak hafızalarda yer alan Engin ve Mihailoviç’i soyunma odasına bırakan sarı-kırmızılı takım ofansif orta saha Okay Yokuşlu ve Mert Nobre ile 4-2-3-1’den klasik 4-4-2’ye döndü. Hem de müthiş döndü. Çift forvet ve yoğun Kayserispor baskısı, Kartal’ın kalesinde öbek öbek gol pozisyonu oluşturdu. Beşiktaş’a daral gelmişken, nereden görevli olduğunu anlayamadığımız Çakır Hakem Kayserispor’u doğrama volümünün, etkisini maksimuma getirdi.
Kayserispor’un elini-kolunu bağlayıp döven Çakır, yetinmedi, kızılcık sopasını eline aldı görevine devam etti.. Öyle ki 60.dakikada Okay, Danny’ın arkasından sızdığı anda çekilerek yere düşürüldü. O da ne?... Bay Çakır koşarak geldi. Danny bile umudu kesmiş kulübeye giderken, sarı kart gösterdi. Bu pozisyonu nasıl anlatayım bilmiyorum, lakin, dünyada tek bir Allah kulu ve her hangi bir hakem bu pozisyon için “Kırmızı kart değil, son adam yorumu yanlış” desin, şu yazdıklarımı yerim…
Anlaşılacağı üzere, sana göre, bana göre gibi bir durum yok. Kırmızı göstermeyi maçası yemeyen Bay Çalan, “Sarıdır sarı” diye tüm Türk futbolseverle kafa yaptı, dalgasını geçti.
Sonrası da var… 77’de Abdullah Durak, ceza alanı içinde İsmail Köybaşı tarafından müessir fiil ile yere yapıştırıldı, Bay Çalan sırıttı ve “Oyna” dedi… Bu penaltının da sana-bana göresi yok… Ve şimdi bu Bay Çalan Dünya Kupası’nda Brezilya’da görev yapacak iyi mi?
Böyle maç yönetsin, yemin olsun ki statların civarında su bile sattırmazlar. Şu yönettiği maçı görsünler, turist olarak dahi Brezilya’ya sokmazlar… Kendisinin yerinde olsam, bu maçı oturur izlerim ve derim ki: “Ben hakemliği bıraktım, böyle maç yönetilmez…”
Hâsılı dostlar, ben gördüm görmesine de… Böylesine ilk kez tanıklık ettim… Bir takımının hakem tarafından bu denli futbol tecavüzüne uğradığını, beş karış açıkağızla izlemek zorunda kalmak ne acı değil mi?..
Fakat tüm bunlar ne yazık ki oldu.. Durun bitmedi… Birazcık empati yapalım. Diyelim ki, Beşiktaş-Kayserispor maçı 34.hafta. Beşiktaş kazanırsa şampiyon olarak, aksi halde her şey bitecek. 42’inci, 60’ıncı ve 77’inci dakikaları tersine çevirin yapıştırın, ne olurdu sahi? Ben söyleyeyim.
Türkiye’de kızılca kıymetin en büyüğü kopar ve Bay Çalan düdüğünü en elit biçimde asmak zorunda kalırdı… Eeee, tüm bunlar Kayserispor’un başına geldiyse… Aman canım boş verin gitsin!!!
