Zeynep Gülcan Durmuş


BURASI TÜRKİYE

Sosyolog Aile danışmanı


İlk insan Hz. Adem ve eşi Hz. Havva.   Ve bugün yedi milyar insan. Hepimiz bir baba ve annenin çocuklarıyız. Hepimiz akrabayız. Hepimiz amca, dayı, teyze, hala çocuklarıyız. Bu bugün dünya üzerinde yaşayan iman, inanç sistemleri bakımından; Yahudilik, Hıristiyanlık İslam ve milli ya da Budist, Şamanist vb. dinler tarafından ittifak edilmiş bir gerçek. Günümüzden geriye doğru projektör tutup baktığımızda bütün medeniyetlerin özünde inanç vardır. Örneğin, günümüzde Propolis yaklaşımı ile deist ya da ateist bir inançla oluşmuş hiç bir medeniyeti tarih henüz bulup bilimsel bir gerçek çerçeveye oturtamamıştır. Her medeniyet haktır veya batıldır onun yargıcı değilim ama hepsi de bir inanç ve ideoloji ile şekillenip medeniyet oluşturmuş, kültür oluşturmuş,  tarihe damga vurmuş.  
     En belirgin ve dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen mısır piramitleri bir inancın, itikadın neticesinde şekillenmiş, insan akıl ve iradesi ile bir eser meydana getirmiş ve bugünün teknolojisi ile bile çözemediğimiz, hayran kaldığımız bir medeniyet şaheseri olarak durmaktadır. İnsan aklı insana lütfedilmiş büyük bir nimet, büyük bir lütuftur.  Akıl, irade, düşünce üretip, fikir ve mantığı ile, bilgi ve becerisi ile; dünü bugüne, bu günü de yarına, yarınlara taşıyacak akıl ve insandır. Sosyolojik ve demografik açıdan insanlık ırklara, soylara, milletlere dönüşmüş. Her milletin, her ulusun önderleri, liderleri etrafında birlik beraberlik içerisinde mal mülk edinmiş, devletler oluşturmuş. Dil ve din birliği de en büyük etken olmuştur. Bilimsel felsefi sosyolojik düşünce üreten bilim ve düşünürlerde insan toplulukları içerisinden çıkmıştır. Aristo gibi, Farabi gibi,  Descartes gibi. Ve hatta Darvin vb. gibi.          Düşünce ve fikir üreticisi bu kişiler toplumların ufkunu açan güneştir. Toplumların yolunu aydınlatan ışıktır. Düşünen üreten bilim insanı inancı, itikadı kendisi ve yaratanı ile kendi meselesidir. Yargıcı değilim. Hiç kimseyi de yargılamak peşinde değilim. Her toplumun kendi inançları idealleri vardır. 
     Bilim insanları, fikir insanları mensubu olduğu toplumun örf, adet, gelenek ve inançlarına ön yargı ile bakmak hakkına sahip değildir, olmamalıdır.  Fikir üretenin işi yargılamak, küçümsemek, ötekileştirmek değildir. İnsanların inanç değerlerine sosyolojik bakıp, hoşgörü ile o insanların ufkunu açmak, yolunu aydınlatmak olmalı. Ama böyle mi? Acı gerçekler; çok acı. Bu da bize münhasır bir olgu mu. Ne desem bilmiyorum. Bilim insanı olmuş, fikir insani olmuş, sosyolog olmuş ama insan olamamış, hoş görmeyi saygı duymayı içine sindirememiş. Mensubu olduğu toplumdan yabancılaşmış,  insanların inancını küçümseyen, kendini kaf dağının zirvesinde gören kibirli, böbürlenmiş, ne oldum havasına kapılmış,  kendini aydınlatamamış topluma ışık olmaya güneş olmaya yeltenmiş, ne kendine nede topluma bir menfi değeri olabilmiş, toplumdan kopuk, at gözlüğü ile yürüyen, toplum tarafından da hiç bir itibar görmeyen bir güruh. Sözüm onlara sözde sosyolog özde hiç bir değeri olmayan düşünce fukaralarına.  
     Biz Türk milleti, Türk devleti olarak %99 u Müslüman bir toplumuz. Dini ritüelleri de %60 ları bulan bir oranda da çoğu yerine getirmez. Dini ritüelleri de adet, gelenek, töre bakımından anane olarak farkında olmadan yapar. Örneğin resmi nikahın yanında dini nikah kıyması, doğan çocuğa isim konurken kulağına ezan okunması vb. en belirgin ritüellerdir. Bunlar bilinen gerçek olmasına rağmen ezandan rahatsız olmak.  Ezan üzerinden dini, dindarları küçümsemek sanki büyük marifet.  Neymiş Arapça imiş ezan. Ne kadar sığ ve dar düşünüyor.  Ufkunu açamamış kendini aydınlatamamış,  topluma ışık olacak ufuk olacak. Neden acaba bir Farabi yetiştiremiyoruz, neden acaba bir Descartes yetiştiremiyoruz. Neden acaba sosyologlar toplumda karşılık bulamıyor.  Sosyologların fikirleri kendi sığ mahallelerinden büyük halk kitlelerine yansımıyor.  Mesela Tevrat İbranicedir, İncil İbranicedir. Hiç bir Yahudi bunu gündeme getirmez. Hiç bir Hıristiyan bunu gündeme getirmez. Neden acaba? ...
     Her dinin kendine münhasır ritüelleri vardır. İbadet, itaat ve kulluk tazim ve teşekkürleri, kutladıkları dini günleri ayları vardır. Camidir, sinagogdur, kilisedir, havdadır, şapeldir tapınaktır. Ve inançları gereği çan çalınır, ezan okunur, boru öttürülür. Duyan icabet eder etmez ilişkileri kendi iç meselesidir. Kilisenin çanından rahatsız olmuyor, ezandan rahatsız oluyor.  Kilisede, sinagogda rahip, haham İbranice metinler okuyor, hiç bir Hristiyan huzursuz olmuyor. Ama hiç camiye gitmeyen camii’ nin, ezanın, Kur’an ın ne olduğunu bilmeyen," Ben de Müslümanım" diye başlayıp ezanın Kur-an ın Arapça olmasından,  İslam’ın (haşa)bir bedevî dini, Arap dini olmasından dem vurarak. Sözüm onlara güya akılları sıra entelektüeller, çağdaşlar, modernler.  TC laik, demokratik, modern bir devlet ilkesinden dem vurur. TC nin resmi dini yoktur,  din devleti değiliz. Doğrudur ama bilmedikleri bir şey var, Bu devletin kurucusu M. Kemal Atatürk ilk meclisi Hacı Bayram da cuma namazı kılıp, dualarla cuma çıkışı tekbirlerle açmıştır. Bunu biliyor muydunuz acaba? Hiç sanmıyorum.  Kemalist ideolojiyi kutsayarak birilerini küçümseyerek neyi ispatlıyorsunuz. 
      Kemalist ideolojinin en büyük savunucusu Uğur Mumcu hunharca katledildi ve ne hikmetse azmettirici katiller bulunamıyor. İlginç değil mi? Cenazesi camiye getiriliyor, cenazeyle gelen kalabalık sala verilirken salayı yuhalıyor. Namazı kılınıyor,  omuzlara alınıp götürülürken “kahrolsun şeriat” diye slogan atılıyor. Tv ekranlarında, haber bültenlerinde gördük, duyduk.  Şeriat nedir, kahrolsun ne demek?  Bende desem ki; Uğur Mumcu yu katledenler, katillerini bulmayanlar kahrolsun. Nasıl hoşunuza gitti mi? Gider, hepimiz istiyoruz, neden? Suç işleyen her kim olursa olsun adalet yerini bulmalı. Hepimizin ortak değeri adalet. Kim itiraz edebilir.   İdeolojiler günümüzde ömrünü tamamlamış, tarihin derinliklerine gömülmeye hazır vaziyette. Kapitalizm de komünizm de, liberalizm de insanlara huzur getirmemiş.  Komünizmin kalesi SSCB dağılmış, Rusya devleti kurulmuş bugün Rusya devlet başkanı Putin Allah a inandığını söylüyor, nerden nereye.  Biz uygun adım yerimizde sayıyoruz. Atatürk 'ün ideolojisini, hedefini ne kadar yüceltebildik, istikbal göklerde demiş. Göklerde ucan uçağımız nerede? İktisat kongreleri yapmış, yerli ve milli sanayi başlatmış, hani nerede?
      Biz Türkiye’yiz hepimiz biriz, birimiz hepimiziz. Ötekileştirmeden, küçümseyerek değil, 82 milyon bir ve beraber olarak bu ülkeyi gösterilen hedefe ulaştırmakla yükümlüyüz. Yerli ve milli olmak mecburiyetindeyiz.  İnsanların inançları ile, töreleri ile dini, milli ritüelleri ile uğraşmak değil. Kılık kıyafetle değil. Büyük ideallere büyük fikirlerle, büyük düşüncelerle ulaşılır.  Mazlum, mağdur, masum milletlerin tek hamisi, lideri, kurtarıcısı yine bizim milletimizdir. Birbirimize azıcık saygı hoşgörü, özümüzdeki Yunus’u, Mevlana’yı unutmayalım. Sevgi, hoşgörü ile yere bastığımız sağlam sarsılmaz ayaklarımızdır. Yeni dünya düzeninde var olmak için parlak fikirler üretmeye ihtiyacımız var, oda damarlarımızdaki asıl kanda mevcuttur.
     Sağlıcakla.