• 22 Eylül 2019 Pazar

YALÇIN ARAL


DÜNYANIN VE ABD´NİN GİDİŞATI!

Her yazımda belirtmeye çalıştığım üzere, Türkiye´yi Türkiye üzerinden okumaya çalışmanın doğru bir yaklaşım olmadığını, Dünyadaki ABD merkezli güç savaşları doğrultusunda olayları ele alarak bu mücadelenin Dünya ülkelerine ve Türkiye´ye yansımalarını değe


Her yazımda belirtmeye çalıştığım üzere, Türkiye´yi Türkiye üzerinden okumaya çalışmanın doğru bir yaklaşım olmadığını, Dünyadaki ABD merkezli güç savaşları doğrultusunda olayları ele alarak bu mücadelenin Dünya ülkelerine ve Türkiye´ye yansımalarını değerlendirmek gerekliliğinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu devamlı vurgulamaktayım.

 

ABD´de de iki büyük güç odağı Lobinin bulunduğunu, bu lobilerin siyasi uzantılarının da Ulusalcı Silah Lobisini temsilen Cumhuriyetçilerin, Globalci Para Lobisini temsilen Demokratların olduğunu,

  • Bu iki Lobinin Türkiye dahil her ülkede ve bölgede gerek siyasi gerekse de ekonomik uzantılarının bulunduğunu,
  • Bunun yanında her iki lobide birbirleri ile YENİ DÜNYA DÜZENİ için ölümüne mücadele ettiklerinin atlanmaması gerektiğini de belirtmiştim.

 

Önceki yazılarımda, eğer bu mücadele iş adamları bazında şaibeli ölümlere kadar uzanmaya başladığı zaman mücadelenin çok kızıştığının teyidi olarak algılanması gerektiğini,  bunun yanında kavganın boyutlarından dolayı bu noktadan sonra da dünyadaki bu savaşın gizli kalamayacağının da ilanı olduğunu ifade etmiştim.  

 

İş adamı ve ABD´de çok büyük bir güce sahip olan Jeffrey Epstein´in hapiste şaibeli bir şekilde ölmesi veya öldürülmesi! Bu çıktıları doğrular niteliktedir. Jeffrey Epstein´in elinde bulunan belgelerin dünyayı sarsacak boyutta olduğu ve şu an bu belgelerin hangi Lobinin elinde olduğu sorusu batı basınında sorgulanmaktadır! Bu kirli belgeleri elinde bulunduran Lobinin hakimiyeti ele alacağı da batı basınında yazılıp çizilenler arasında bulunmaktadır.

 

ABD´de artık, YENİ DÜNYA DÜZENİ için yapılan mücadelede bu iki Lobi arasında ki çatışma halinin barış ile çözülemeyeceğini de göstermektedir. Her iki Lobi hamlelerini birbirlerini ortadan kaldırmak için yapmakta olduklarını da atlamamak gerekir. Yapılan hamlelerden ölen/öldürülen insanlardan görüldüğü kadarı ile her iki tarafında savaş durumuna geçtiği görülmektedir. Savaş durumunda diyalogdan söz etmek de maalesef mümkün değildir.

 

ABD´NİN Ulusal Güvenlik Stratejisinde tehdit olarak gördüğü düşman ülkeler sıralamasında Çin 1. Sırada , Rusya´da 2. Sırada yer almaktadır.

 

İtalya´daki hükümet krizi, İngiltere ve Almanya´daki Başbakanlık nezdinde siyasi değişikliklerin bir tesadüf olduğunu da düşünmemek gerekir. Bu mücadelenin bir parçası olarak durumu değerlendirmekte fayda vardır.

 

Can güvenliği tehlikede olan Başkanlardan bahsederken birinci sıraya ABD Başkanı Trump´ı koymuştum! ABD kurulduğundan beri bu iki lobi arasındaki mücadelenin devam etmekte olduğunu ve 5 ABD Başkanının da bu mücadelenin neticesi olarak suikasta kurban gittiğinin de göz ardı edilmemesi gereken bir konudur. İş adamlarının, siyasetçilerin, gazetecilerin, sıradan insanların öldürülmesinin yanında terör gruplarının oluşturulması ve desteklenmesi, savaşlarda insanların  öldürülmesi bu güç odakları Lobiler için sıradan ve normal olaylar olarak görülmesinin bilinmesi gerekir. Bu güç odaklarının odaklandığı noktada kendi hedefleridir. Belirlenen hedefe ulaşmak içinde her şey onlar için mubahtır.  Kendi hedeflerinin önünde bir engel çıkması durumunda, kimsenin kafasında soru işareti kalmayacak şekilde bu kimsenin ortadan kaldırmasını da çok iyi bilirler. Zaten bu söylem, Türkiye düşmanı odakların protokollerinde açık ve net olarak belirtilmektedir. Dünya ve ABD tarihinde bunun yanında Cumhuriyet tarihimizde bu hamlelerin ayak izlerini görmek de zor değildir.

 

ABD Başkanı Trump´ın hangi Lobiye hizmet ettiğinin muallak olduğunu, her attığı adımın Globalci Para Lobisine yaradığı ve onların ekmeğine yağ sürerek hizmet ettiğinin de gözden kaçmadığını belirtmiştim. Başkan Trump seçimlerde Ulusalcı Silah Lobisinin yani Cumhuriyetçilerin adayı olarak   Başkan seçilmesi onun her şeyi ile Ulusalcı Silah Lobisine hizmet ettiğini göstermemektedir. Ondan dolayı da ABD Başkanının can güvenliği tehlikede olan başkanlar listesinin başında yer aldığını belirtmiştim. Ayrıca Başkan Trump´ın öldüğü konusunda basında çıkan haberlerinde atlanmaması gerekir. Bu doğru olmayan haberlerin verilmek istenen önemli bir mesaj olarak çok şey ifade ettiğinin de bilinmesi gerekmektedir. Bunun yanında Başkan Trump güvenliği için çok önceleri CIA ve FBI dışında eski sivil elemanlarına görev verdiğini de atlamamak gerekir.

Bu tip haberlerin sosyal medya üzerinden Türkiye´de de Sayın Başkanımız için yapıldığının da atlanmaması gerekir! Hiç bir şeyin tesadüf olmadığını da tekrar belirtmek isterim.  

 

ABD´yi temsil eden ABD Başkanı Trump´ın yaptığı hamlelere bakıldığı zaman, gerek Avrupa Ülkelerini, Türkiye´yi gerekse de Çin, Rusya ve diğer bir çok ülkeyi Para Lobisinin kucağına doğru ittiği görülmektedir. Sanki Çin´i büyüten Trump´tan evvel son 16 sene boyunca ABD´yi yöneten Globalci Para Lobisi yani ABD değilmiş gibi! Çin´in  Trump´tan evvel ABD´nin arka bahçesi konumuna gelmesi sağlanmış olmasından dolayı , herhangi birisine ekonomik olarak bir şey olması durumunda diğerini de yanına çekeceğinin atlanmaması gereken bir gerçektir. Bu yüzden ekonomik olarak birbirlerine çok bağımlı hale gelen bu iki devin ekonomik olarak savaşması ikisine de çok ciddi zarar vermekte olduğu ortadadır. Çin´in ABD´ye ihracatı senelik 500 milyon dolar civarıdır. Tabi ki bu mücadele iki Lobi arasında YENİ DÜNYA DÜZENİ için yapılmaktadır. Bu suretle de, şu an ABD´yi idare eden Silah Lobisi ile , Çin´in arkasında olan Para Lobisinin mücadelesi bu iki ülkeyi karşı karşıya getirmiştir. Ekonomik savaşa dönen bu mücadelenin dünyaya ve diğer ülkelere de yansıyarak, etkilerinin olacağı da  aşikardır. Bu mücadelenin sertleşmesi, olayları sıcak savaş ortamına taşıya bileceği de bir gerçektir. Bu sıcak çatışma direk iki gücün karşı karşıya gelmesi şeklinde de olmaya bilir. Vekalet savaşları çerçevesinde, dünyanın çeşitli bölgelerinde bunların izlerini göre bilmemiz daha gerçekçi bir durumdur.

 

ABD´nin en yumuşak karnının ABD Doları olmasının yanında, Çin´in en yumuşak karnının da dışa bağımlı enerji kaynakları oluşturmaktadır. Demek ki iki ülke arasında ki mücadele bu iki konu üzerinde yoğunlaşacağı  görülmektedir.

 

Çin, İran´ın petrol ve doğal gaz üretiminin % 75 civarını satın almaktadır!

 

Trump, iktidara geldiği zaman FED tarafından uygulanan yüksek faiz oranları ile gelişmekte olan ülkelerde ki sıcak parayı ABD´ye çekmek sureti ile kuvvetli bir ABD Doları yaratılmış oldu. Bu  suretle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik çöküntülere ve türbülanslara yol açılmış, yaratılan değerli ve kuvvetli dolar ile başta Silah Lobisinin sermaye gurupları olmak üzere ABD sermayesinin ilgili ülkelerde kuvvetli ABD Doları ile düşük değerlerle şirket almalarının yanında borsalarında veya sermaye piyasalarında manipülasyon yapmalarının  önünün açıldığının da atlanmaması gerekir. ABD Başkanı lafta yüksek faiz istememesine rağmen son zamanlara kadar faizleri yükselten bir FED bulunmakta idi. Ama ABD devletinin çok ciddi boyutlara ulaşmış karşılığı olmayan Dolar borcunun 22 trilyon Dolara ulaşması (GSYH sının % 105´ler seviyelerine erişmesi) ve sürdürüle bilir bir ekonomik politikaya sahip olamamasından ve bunun yanında korkutarak veya parmak sallayarak dünyada kazanılan dolarların ABD´ye dönmesi amaçlanmışken, ABD´nin yüksek faiz politikasından saparak faiz düşürmeye gitmesi de başka bir senaryonun ayak izlerini taşıdığı algısı doğurmaktadır.

ABD´nin yüksek faiz ile, ABD menfaatleri doğrultusunda isteklerini yerine getirmeyen ülkeleri ekonomik olarak çökertmek amacı ile kullanılan kuvvetli ABD Doları için ABD´nin nefesinin yetmediği şeklinde de bu süreci değerlendire biliriz.

 

ABD Başkanı Trump´ın ABD Dolarını % 50 civarında devalüe etmek istediği bunun üzerinde çalışmalar yapıldığı da yazılıp çizilenler arasın da olduğunun atlanmaması gerekmektedir.

Böyle bir operasyonun gerçekleşmesi halinde ABD ekonomisinin geçici olarak rekabet gücünün çok artacağından dolayı İthalat İhracat dengesinde 800 milyar dolar civarı açık veren ABD bu açığını hem enerjide dışa bağımlılığı olmamasından dolayı hem de kaya gazı ihracat potansiyelinin senelik 100 milyar m3 civarı olması ile ciddi bir düzeltme sağlaya bileceği de ortaya çıkmaktadır.

Tabi ki ABD Dolarına yapılacak bu devalüasyon ile dolar borcu olan ülkeler de, başta Çin olmak üzere başka ülkelerin ve şirketlerinde ABD Doları borçları kendi paraları karşısında yarı yarıya azalacaktır. Tabi ki tasarrufunu ABD Dolarına yatıran ve üstüne oturan kesiminde bu hamle karşısında alım gücü olarak ciddi zarar göreceği de kesindir. Bu hamlenin diğer bir ayağı da Para Lobisinin desteklediği başta Çin olmak üzere  Dolar borcu olan ülkelere de yarayacaktır. ABD´nin kamu borcunun büyük kısmının Globalci Para Lobisinin kontrolünde olan ülkelere ve kuruluşlara ait olduğu gerçeği çerçevesinde, zaten şu an ABD´yi yöneten Ulusalcı Silah Lobisi  bu borcu ödemek istememektedir. Bu suretle değeri düşen ABD Doları ile Globalci Para Lobisinin ekonomik olarak çok büyük bir kayıp yaşayacağı da ortadadır. ABD Merkez Bankasının sahiplerinin Para Lobisini oluşturan sermaye grupları yani aileler olduğunun da atlanmaması gerekir.

 

Bu söylem ve hamlelerden çıkan sonuç da; ABD kuvvetli dolardan çıkarak zayıf dolar pozisyonuna doğru geçmekte olduğudur. Bunun çıktısı olarak da ABD Doları bazında borcu olan kazanacak, borç veren veya tasarrufunu ABD Dolarına bağlamış olanlarda kaybederek zarar görecektir.

 

Ayrıca ABD Başkanı Trump, Fed Başkanı Powell´dan 100 baz puan faiz indirimi istediği de belirtilmektedir. Faiz indirimi ABD Dolarının değerini düşüreceği ve dünyada dolardan kaçışın önünü açacağı da bir gerçektir. Bu hamlenin de dünyada kur savaşlarını derinleştireceği ve başta Çin ve AVRO bölgesi AB ülkeleri olmak üzere dünyadaki her ülke  ihracat rekabetini kaybetmemek için parasının değerini düşürme yönüne doğru hamleler yapacağı da kaçınılmaz olacaktır. Bunun çıktısı olarak  da güvenli liman olarak altına doğru taleplerin yoğunlaşacağı görülecektir.

 

Okun yaydan çıktığını, her iki lobinin yapmakta olduğu hamleler teyit etmektedir. Dünyanın çok hızlı bir şekilde ekonomik buna bağlı olarak da siyasi kaosa doğru sürüklenmekte olduğu atlanmaması gereken bir gerçektir.

 

Her iki Lobinin de dünyanın her bölgesinde ve ülkesinde uzantılarının olduğunu belirtmiştim. Bu Lobiler arasındaki çatışmanın her ülkeye yayılma potansiyelinin yanında Türkiye dahil her ülkede gerek ekonomik gerekse de siyasi olarak bu çatışmaları göreceğimiz de kaçınılmaz bir gerçektir.

Her zaman belirtiğim üzere Dünya bu kadar kötüye giderken tabi ki ülkemize de yansımaları olacaktır. Bundan kaçınmak çok zordur. Mühim olan dünyanın girmiş olduğu bu türbülanstan az hasarla sıyrıla bilmektir.

 

İçinde bulunduğumuz ortamda gemimizin sağlam olduğu ve ekonomik olarak da dünyadaki gelişmiş ülkeler dahil bir çok ülkeden çok daha iyi bir durumda olduğumuz gerçeği doğrultusunda gerçek ekonomik verilere bakarak değerlendirmeler yapmamız gereken bir konumdayız. İtalya´da, bankalardaki batık tutarın takribi Türkiye´nin Kamu borcu kadar olduğu belirtilmektedir! Tabi ki bu konulara vakıf olan Başkanımızın ve ekibinin, donanımlı duruma gelen  gemimizi iyi idare edeceğinden de kimsenin şüphesi olmasın. Herkesin aynı gemide olduğunun da atlanmaması önemlidir. Gemi su alırsa herkes zarar görür! Eski Osmanlı toprakların da olan  ülkelerde Arap Baharı ile gelen kaosun unutulmaması da gerekir! Almanya Maliye Bakanı Olaf Scholz ?Ekonomik Kriz olması durumunda ekstra 50 milyar AVRO harcaya biliriz.? Ayrıca Bundesbank´tan ? RESESYON ? uyarısının yanında Almanya Merkez Bankası; Ülkedeki üretimin 3. çeyrekte ?CANSIZ? kalacak şeklinde  açıklamalarda bulunmasının atlanmaması gerekir. Dünyadaki ekonomistlerin yazdıklarına ve yorumlarına bakıldığı zaman dünyanın RESESYONA doğru gittiğinde birleştikleri görülmektedir. Bu gidişat ülkeler bazında korumacılığı öne çıkartmamanın yanında da bölgesel ekonomik korumacılığı da  öne çıkaracağı görülmektedir.

 

Jeopolitik olarak çok önemli bir konuma sahip olan Türkiye´de kaptanlık yapmak kolay bir iş değildir. Türkiye´de karar vericilerin dünyanın bu gidişatını çok yakından takip ettiklerinden de kimsenin kuşkusu olmasın. Karar vericilerde bilmektedir ki, kuvvetli bir ekonomiye sahip olunduğu zaman yurt dışı belirsizliklerin ülkemiz üzerinde fazla bir etkisinin olmayacağıdır.

 

Bunun için bir olarak hep birlikte Türkiye olarak bu türbülansı atlata bileceğimizin de bilincinde olunması en önemli konudur.

 

Dünyadaki Lobiler arası mücadeleden dolayı fırtınanın yaklaşmakta olduğu görülmektedir. Bunun içinde her kesimin her türlü hazırlık ve bilinç içinde olması gerekliliği önemlidir.

 

Dünya, Lobiler arası mücadeleden dolayı ciddi bir belirsizlik içine girmiş görülmektedir. Belirsizlik de ekonomik olarak satın alınamaz. Belirsizlik içinde karar alıcılar ne harcama yapabilir nede yatırım yapabilir!  Ekonomik olarak ancak belli olan riskler satın alına bilinir. Belirsizlik içinde riskleri belirlemek ve bu riskleri satın almak da söz konusu olamaz. ABD Başkanı Trump, iş hayatındaki başarısını öngörülememezliğine bağlamaktadır. Ne yapacağı kestirilemeyen, yanındaki kişilere dahi kafasından geçenleri belirtmeyen ve belirsizlik ortamı yaratarak başarılı olmuş birisini bu saatten sonra değişmesini beklemek hayalden de öte bir durumdur.

 

Ekonomik olarak FED´İN buna bağlı olarak da ABD´nin belirsizliği devam etmektedir. Bütün ülkelerin ekonomistleri ve karar vericileri FED´den sinyal beklemektedir! ABD verileri teknik olarak RESESYONU göstermemektedir. ABD Başkanı FED´İ neden masaya taşıyor? Bu hamlenin iyi sorgulanması gerekir! Ayrıca, Almanya Merkez Bankasının RESESYON ifadesini kullanması da iyi sinyaller vermemektedir. Almanya, ekonomik olarak Avrupa Birliği ülkelerini ayakta tutacak şekilde sırtlaya bilecek bir ekonomik kuvvete sahip olmadığı da bu durum ve söylemler teyit etmektedir.

Türkiye´de karar vericilerin dünyanın bu gidişatında Türkiye´nin hikayesini iyi yazmaları gerekmektedir. Kendi hikayelerimizi doğru yazarak kendi ayaklarımızın üzerinde durmamız önemlidir. Bu da başta Sayın Başkan olmak üzere karar verici ekibinin işidir.