HER ŞEY YOKLUKTAN..

HER ŞEY YOKLUKTAN..

Son günlerde uyuşturucu ve diğer madde kullanıcılarının yaş sınırı giderek düşmektedir. Mustafa (KOD ADI), bağımlı olmanın ilk kuralının yokluktan geçtiğini dile getirdi. Yokluk ve ailede yaşanılan sıkıntıların, huzursuzlukların gençleri madde kullanmaya

Yaş olarak biraz küçüksün, maddeyle nasıl tanıştın?

Okuldan sonra bir gün arkadaşlarım ile oturuyordum. İnanılmaz derecede dişim ağrıyordu. Ağrı başıma da vurmuştu. Dayanılmaz gibi hissediyordum. Yanımda oturan arkadaşlarımdan ağrı kesici ilaç istedim. Bir tanesi de cebinden bir ilaç çıkartıp verdi. Yalnız sodayla içmem gerektiğini söyledi, ben de dediği gibi yaptım. Tahmini olarak yarım saat kadar sonra her şey dönmeye başladı. Bir anda etrafımdaki her şey çok güzel gelmeye başladı. Yani o anda ben öyle hissettim.

Arkadaşlarının yanında olduğuna göre, etrafında kullanan fazlaca öğrenci var?

Bana ilk verdiklerinde ne olduğunu bilmiyordum. Ama sordum elbette. Onlar da ağrı kesici olduğunu söylediler. Bu maddelerin nasıl olduğunu, renklerini, hiçbir şeyini bilmiyordum ki. İnandım söylediklerine, tabii aklıma da asla böyle bir şey gelmedi.

O anlarda ne yaşadığını anlatabilir misin?

Her gün gittiğim bir yer var. Ben bu yere 8 ay boyunca her gün gitmişim düşünün. İnsan unutur mu? Bulunduğum yerde saatlerce dolaşmama rağmen gideceğim yeri bulamadım. İnsan kendini çok değişik hissediyor. Normal zamanda yadırgayacağınız her şey o anlarda gayet makul gözüküyor gözünüze.

Bunu biraz açabilir misin?

Geçtiğim parkın içerisinde bankta oturan sevgilileri gördüm. Karşısına geçip onları izlemeye başladım. Orada oturan çocuğun yerine kendimi koydum. Ve bu görüntüyü herhangi bir televizyon kanalında dizi izler gibi izliyorsunuz. O anda o kızın yanında oturan çocuk bendim. Elini tutan, sarılan, onunla fısır fısır konuşan bendim.

Bunu şöyle açıklayabilir miyiz: Bastırdığın yaşamak istediğin duyguları o maddenin sana verdiği kimyasal ile yaşadığını hayal edip bunu gerçek olarak kabul ediyorsun?

Aslında evet. Bunu şöyle anlatabilirim. Çölde bütün bedeninizi yakan bir sıcaklığın altında kaldığınızı düşünün. O anda en çok neye sahip olmak istersiniz? Elbette suya? Bir süre yorgunluk, aşırı sıcak ve susuzluk ile mücadele edersiniz. Ama sonunda elinizde olmadan kendinizi çağlayan suların içinde görmeye başlarsınız. Neden sağlıklı düşünme yetinizi kaybedip, aklınızın içinde sizi meşgul eden tek nokta odur o anda. Sadece ona kilitlenmişsinizdir. İstediğiniz, elde etmek istediğiniz kavramdır. Aklınız sizi mantıklı olmaya zorlasa bile, içinizden gelen o suya olan ihtiyacınız bir yerden sonra aklınızın ve mantığınızın önüne geçerek sizi bir şekilde ele geçirir.

Çevrendeki bu çocuklar neden bu yolu seçtiler sence?

Yokluktan!

İyi de bu maddeleri elde etmek için de para lazım?

Evet, lazım ama sandığınız gibi öyle çok pahalı şeyler değil. Çevremizde görüyoruz. Her yer kullanıcı ve satıcılarla dolu. Satan adam bunları almak için gelen çocuğa diyor ki, ?Sen 2-3 tane kendin gibi müşteri getir bana. Ben onlara satıyım, sana da tırnak atıyım.?

Tırnak atmak ne demek?

Satıcı kendisine getirilen yeni müşterilere sattığı madde karşılığında, o müşterileri getiren çocuğa bu satıştan pay veriyor. Onlara dört tane hap satıyorsa, bir tane de onları getiren çocuğa para almadan veriyor karşılığında.

/resimler/2015-11/20/1001245874078.jpg

Bu çocuklar istedikleri zaman bu kadar kolay ulaşabiliyorlar mı?

Her yerde ve her zaman ulaşabiliyorlar. 16 yaşında başlıyor bu çocuklar satıcılığa.

Bu çocuklar neden sonlarının ne olacağını bile bile bu işe devam ediyorlar?

En önemli etken bence arkadaş çevresi. Birde ailenin çocuğuna olan güvensizliği var. Etrafımdaki birçok arkadaşımda bu böyle. Ailesinde bulamadıklarını onda buluyorlar. Ama ilk önce arkadaşlarında. Arkadaşları da zaten bu yolun içerisinde ilerlemeye başlamış. Ne oluyor istese de, istemese de bir şekilde içine giriyorlar. Bir kere deneyen bir şey olmaz nasılsa mantığı ile ikincisini de alıyor. Sonra üç oluyor, sonra dört derken birde bakmışsın sen istemesen de vücudun arar hale gelmiş.

Hayatlarından neler götürüyor bu maddeler?

İlk önce maddiyat elbette. Öyle bir hale geliyorlar ki çevrelerindeki bütün güveni kaybediyorlar. Yalana sevk eden bir şey çünkü. Sürekli yalan söyleyip arkadaşlarından, ailelerinden para tedarik etmeye çalışıyorlar. Eve gittiğinde annesine öğretmeninin kitap istediğini söylüyor. Parayı alıyor ama ortada aldığı bir kitap yok. Anne sorduğu zaman parayı harcadığı yerin açıklamasını yapamıyor. Arkadaşları içinde geçerli tabii. Neticesi de güvensizlik olarak çıkıyor ortaya. İçen kişi kendi onurunu ve şerefini düşünemez hale geliyor maalesef.

Bundan rahatsızlık duyanlar da vardır ama?

Normal zamanında iken en yakın arkadaşlarına doğruları anlatıyor. Ama maddeyi aldığı zaman her şeyi unutuyor. Kafasında kurduğu rüyanın içine giriyor, ne yaşamak istiyorsa, kendini nasıl hissetmek istiyorsa onu yaşıyor. Ama ne zamana kadar? Aldığı maddenin etkisi geçene kadar.

Normal haline döndüğü zaman neler oluyor?

Tam bu anda başlıyor ya her şey. Önce psikolojisini etkiliyor. Kendini büyük bir yalanın içinde hissediyor. Ama gerçek hayatı için. Yaşadığı hayal dünyası ona çok cazip gelirken, gerçek hayattaki sıkıntılar aldığı kimyasallar yüzünden gözünde büyüdükçe büyüyor. Kendine yenildikten ve mutluluğu aldığı maddenin etkisiyle yaşayacağı birkaç saate adapte ettikten sonra, bir yenisi için zemin hazırlanmış oluyor. Böyle devam edip gidiyor ondan sonra?

Etrafında çok arkadaşın var mı böyle?

Çok sayıda var hem de?

Sürekli onlarla beraber olmak seni teşvik etmiyor mu?

Hayır etmiyor. Ben buna irademle karşı çıkıyorum. Bu hataya istemeden de olsa evet düştüm. Ama yaptığım şeyin yanlış olduğunu biliyordum. Kendi kendime yemin ettim. Hiçbir şekilde tekrar kullanmayacağım diye. Etrafımda kullanan bir sürü arkadaşım var. Kendilerini benim onları gördüğüm gözle görmelerini isterdim. Ben şimdi onları uzaklaştırmaya çalışırken, kendim tekrar bu hatanın içerisine düşersem eğer, en büyük yanlışı kendi aileme yapmış olurum. Bundan korkuyorum, ailemi üzmekten. Bunun için de bu maddelere karşı artık istek duymuyorum.

Arkadaşlarınla bunları paylaştığında, sana olan tepkileri ne oluyor?

Onlarla fırsat buldukça sürekli konuşuyoruz. Ama konuşmak yeterli değil ki! Sürekli yanında olman lazım. Eğer o bir şekilde onu kafasına koyduysa, senin elinden geldiğince dikkatini dağıtmalı ve başka şeylere odaklanmasını sağlamalısın. Mesela bir arkadaşım var, her ayın 8´inde maaş alır, 9´unda da mutlaka bir madde kullanır. Bunu biliyorum. Geçtiğimiz ayın 8´inde yanına gittim. Gitmeyeceksin dedim. Eğer bir yere de gideceksen bende geleceğim beraber gideceğiz dedim. Benim gitmek istemediğimi biliyor, ama kendi giderse onu yalnız bırakmayacağımı da. Ya kendini feda edecek, ya da beni tekrar bu kötü yola sevk edecek. Her ay en az 2 yüz ile 4 yüz TL harcıyor bu maddelere. Bu ay bundan vazgeç ve benim için harca bu parayı, beraber harcayalım dedim. O gün bütün günümüzü bir arada geçirdik. Yemek yedik, bowling oynadık, sinemaya gittik. Belki 8-9 saatin içine sığdırdık her şeyi ama eğlenceli ve dolu dolu geçirdik. Amacım onun elindeki parayı çar-çur ettirmek değildi. Ama eğer o gün madde için ayırdığı parayı ona harcatmamış olsaydım bir şekilde ulaşacaktı. Ama ne oldu, madde için harcayacağı parayı bir ay daha beklemesi gerekti. Her ay onun için farklı aktiviteler bulacağım. Elimden geldiğince de uzak durmasını sağlayacağım. Hayatından böyle böyle çıkarabilir. Arkadaş çevremden uzak tutmaya çalıştıkça da elbette kendimi de elimden geldiğince bu konuda telkin ediyorum.

Buradan desteğin ve anlayışın çok önemli olduğunu çıkarabilir miyiz?

Elbette, itiraf etmeliyim ki birileri bana bu konuda nasihat ettiğinde bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyordu. Ben nasihat dinlemekten hiç hoşlanmadım. Aksine birileri bana bu konuda telkin verdikçe merakım ve isteğim katlanıyordu. Ama sizin yanınızda olsa, sizi dinlese, sizinle vakit geçirse inanın bana vereceği beş saat nasihatten daha faydalı olacaktır.

Yaşadıklarından sonra okul hayatını yoluna koyabildin mi?

Bir süre boşlasam da vazgeçmedim. Tekrardan dönüp dört elle sarıldım. Hiçbir şey hayallerimizdeki gibi önümüze altın tepsi ile sunulmuyor. Başarmak için çalışmak lazım?

/resimler/2015-11/20/1001556343418.jpg

Bu kimyasallardan uzaklaşınca kendinde hissettiğin eksiklikleri tamamlamak için başka şeyler aradın mı?

Çok çok nadir olarak arada sıra da bir iki tane alkollü içecek alıyorum. Ama ne kadar aralıkla derseniz de belki beş ya da altı ayda bir.

Son olarak bizimle paylaşmak istediklerin var mı?

Etrafımda bir şekilde bu kimyasallar ile tanışmış arkadaşlarım var. Hepsiyle oturup uzun uzun konuşuyoruz. Şunu bu yazı dizisini okuyan herkesin bilmesini istiyorum. Bu çocuklar yani bir nevi biz hepimiz, temeline inip de konuştuğunuzda illaki bir aile problemi çıkıyor. Ya birbirlerinden kopuk yaşıyorlar, ya da evlerinde kavga gürültü eksik olmuyor. Kendi gençlik yıllarını göz önüne alarak bizim belki de onlara göre normal olmayan davranışlarımızı bir parça anlayabilirler. Annemizden ya da babamızdan korkmamız bu yollara başvurmamıza engel olmuyor. Belki de onlardan korkmuyor olsak, kızacakları kadar bir o kadar da bizi dinleyeceklerini bilsek, dışarıdan bir dost edinip bu yolları denemektense onlarla dertleşiriz. Çünkü insanı en iyi anlayacak da, koruyacak da ailesidir!

Bir soru daha, eğer sen doğruyu görmeyip bu yolda ilerlemiş olsaydın şimdi hayatın neresinde olabilirdin?

Bunu kestirmek aslında biraz zor. Belki de o anları düşündüğüm için şimdi bunu telaffuz etmek ağır geldi biraz. Arkadaşlarımın yüzde 70´i bunu kullanıyor. En alt sıradan başlayıp, zaman içerisinde yetmedikçe hep bir fazlasını istiyorsunuz. Kademe kademe artıyor aslında aldığınız zehir. İçinde iken bunun farkına varamasanız da dışarıdan objektif olarak baktığınızda bunu analiz edebiliyorsunuz. Birde etrafınızda kullanan arkadaşlarınız size bunu aktarırken kötü olan etkilerini bir kenara bırakıp, kendileri için güzel olan anlarını size anlatıyorlar. Gözünüze o kadar şaşalı geliyor ki denemek istiyorsunuz. Mide gibi düşünün, yedikçe genişliyor, genişledikçe de hep bir öncekinden biraz daha fazla alıyorsunuz. Aldığınız miktarlar fazlalaştıkça da maddi olarak tutar artıyor. Bu da sizi yalana ve birçok kötü alışkanlığa kadar sürüklüyor. İlk anda yaşadığınız hayal âlemini birkaç seferden sonra yaşayamıyorsunuz. Bunun içinde dozu arttırmanız gerek. Arttırmak için de para gerek. Anlayacağınız hepsi birbirine bağlı halkalar halinde ilerleyip gidiyor.

Kullanan ve bir biçimde bu kimyasallarla tanışmış arkadaşlara seslenmek istiyorum: ?Emin olun ki her şey gerçek hali ile güzel. Bu hayatla bir şekilde mücadele içine gireceğiz. Çalışmamız lazım, çalışmak için mesleğimiz olması lazım. Ama bütün bunlar için de çaba harcamamız gerek. Yoksa bende isterdim o hayal dünyasının içindeki gibi sihirli bir değneğimiz olsaydı da her şeyi uğraşmadan elde etseydik. Ama gerçek hayatta bunun mümkün olamayacağını biliyoruz. Emek vererek kazanmak başka. Hiçbir şey vazgeçilmez değildir. Hele ki bu suni yapay maddeler. Beyninde isteyen herkes bunun esaretinden kurtulabilir. Sadece isteyin ve bunun için çaba harcayın. Gerçek dünya her şeye ama her şeye rağmen çok güzel unutmayın!?

 Röportaj: Berna Utaş Utangan

 

 

 

 

 



Anahtar Kelimeler: YOKLUKTAN