Tarih: 17.06.2015 10:39

?BİLGİLENDİRMEK İÇİN UĞRAŞIYORUZ?

Facebook Twitter Linked-in

 

 

 

 

Eskiden satılan mal geri alınmaz şeklinde bir uygulama vardı?

Evet, ama geçti artık o devir. Biz bu konuda Bakanlık ile çok görüştük. Dedik ki, bu insanların kültürel yapısını hesaba katın. Bizlerin alışveriş anlayışı böyle, anlattık bunların hepsini. Ne yapacağız dediler, vazgeçme hakkı verilsin istedik. Bu sefer esnaf problem, ama esnafta satacağı vatandaşı iyi analiz etsin.

Çek kanunda da daha önce sıkıntılar vardı. Peki, şimdi oluyor mu?

 Hayır. Artık vatandaş uyandı ne diyor, ?ben sağlam adamlara veririm çekimi´ diyor ve buna göre seçiyor. Ama daha önce veriyorlardı, hapis cezası var yatırırım. Yâda taksitli satışlarda evine haciz gönderirim diyorlardı. Bu mantık çok ahlaksızca bir mantık maalesef. Korkuyla, hacizle ticaret döner mi? elbette hayır. Siz o insana güveniyorsanız verin, güvenmiyorsanız vermeyin.

Vazgeçme hakkı taksitli satışlarda var mı?

Taksitli satışlardan vazgeçme hakkı getirdik ve bir sürü tüketici bu konuda rahat bir nefes aldı. Çünkü birçok vatandaş aldım artık ben bunu, geride almıyorlar ne yapacağım diyordu. Ama şimdi yazın dilekçenizi götürün, bu sizin hakkınız. Taksitli satışlarda da vazgeçilebilir 7 gün içerisinde.

Koşulsuz şartsız aldığınız ürünü iade hakkı var mı tüketiciye?

Eğer aldığınız üründe bir problem yoksa iade hakkınız yok, değiştirme hakkınız var kanun böyle. Avrupa´da Amerika´da böyle değil, 3 ay içerisinde hiçbir gerekçe göstermeksizin iade edebiliyorsunuz. Bizde hiçbir gerekçe göstermeksizin taksitli satışlarda, uzaktan satışlarda ve kapıdan satışlarda geçerli. Ama gittik bir mağazadan aldık bardağı, görerek aldık. Diyor ki hiçbir kusuru yoksa iade edemezsin. Ama kusuru var ise koşulsuz şartsız iade edersin. Eğer aldığınız bir üründe her hangi bir kusur çıkarsa altı ay iade etme hakkınız var. Daha önce 1 aydı, şimdi 6 aya çıktı. Yeter ki imalat kaynaklı bir hatası olsun. Örneğin kullandığınız fotoğraf makinesinde yâda telefonunuzda bir problem var, gidiyorsunuz para iadesini yapamayacağını farklı bir ürünle değiştirmenizi istiyor. Ama sizin güveniniz bitti bir kere değişim yapmak istemiyorsunuz. Aldığınız ürünü kullanmaya devam edip hakem heyetine dilekçe yazabilirsiniz. Ürünü kullandınız ve altı ay sonra karar çıktı, ürünü götürürsünüz paranızı alırsınız.

/resimler/2015-6/17/1039552449017.jpg

Nereye müracaat etmeliyiz peki?

Öncelikle Kaymakamlıklarda bulunan hakem heyetlerine müracaat etmelisiniz. Bulunduğunuz ilçelerin kaymakamlıklarında hakem heyetleri bulunur. Belirli miktarlara kadar başvuru alırlar. Belirli parasal sınırlar var, direk mahkemeye gidemezsiniz, mahkeme derki hakem heyetine gideceksiniz. 2 bin 2 yüzün altında hakem heyeti, 2 bin 2 yüz ve 3 bin 299 arasında il hakem heyetleri, ticari il müdürlükleri bünyesinde. 3 bin 3 yüz lira ve üzerinde de mahkemelere müracaat edilir. Hakem heyetine müracaatı kabul etmezler yâda il hakem heyeti ilçe hakem heyetini kabul etmemesi lazım yalnız çok yoğunluk olduğu için detaylı incelenemiyor. Ve tüketici gidiyor 2 bin 2 yüz liralık bir müracaatı hakem heyetine veriyor. Hakem heyeti sıraya koyuyor. 6 ay sonra dosyayı bir açıyor 2 bin 202 lira bu bizim sınırımızı aşmış. Vatandaşı çağırıyor il hakem heyetine gitmen lazım süreç yeniden başlıyor. 7-8 ay zaten bekledi sonra tekrar geri hakem heyetine gidecek. Tüketicilerin bunları bilmesi gerekiyor ama herkes bilemiyor işte. Çalışanların dosyaya hemen bakmaları gerekir lakin yoğunluk çok. Çokta duyarlı kişiler değil. Devlet memurları herkes işini yapar iken 8-5 birden bir hakem heyeti çıkıyor. Dosyalar var, nereden çıktı bu başıma diye bakıyorlar oradakiler. Tüketiciyi artık bir düşman gibi görüyorlar.

Kaçıncı yılınız bu işte?

 Kayseri´de 12. yılım bu sene tüketici mücadelesinde. Kocasinan hakem heyeti benden nefret eder. Kocasinan Yazı İşleri Müdürü benim adımı duyunca yaka silker. Çünkü ben onları sıkıştırıyorum ve yoruyorum. Biz istiyoruz ki aslında belki 2023´de o zaman şu olacak tüketici hakem heyetleri tamamen tüketici örgütlerinden seçilecek. Bu işin içinde olan insanlar zaten. Benim tüketici haklarını bildiğim kadar birçok avukat, satıcı ve memur bilemez. Çünkü benim işim bu.

Kanunlar nasıl işliyor?

Tüketici hakları konusun da yıllardır kanun çıkartmak için uğraşıyoruz. Bakanlıklara belgeler verip öneriler sunuyoruz.

Kredi kullanmak günümüzde çok yaygın, bu konuyla ilgili bilmediklerimiz var mı?

Elbette anlatmıştım ya, eşler bir yere gidiyorlar, yâda bir bankadan kredi çekip araba alıyorlar. Ama birkaç gün içerisinde pişman oluyor adam. Çocuğun eğitimi vardı şu vardı bu vardı diye. Ne yapacak? Bankaya gidecek ama bankadakiler ne diyecek hadi git işine. Kaç lira çektin 20 bin lira bana 3 bin lira ödersin çektiğin parayı da getirirsin tamam. Durduk yere 3 bin lira borçlanıyordunuz. Ama şimdi öyle değil. 14 gün içerisinde hiçbir gerekçe göstermeksizin bankaya gidip ben vazgeçtim diyebiliyorsunuz. Kaç gün kullandınız parayı 6 gün 8 gün bunun faizi ne kadar 30 lira. Veriyorsunuz 30 lira faizini, parayı iade edip işleminizi iptal ettire biliyorsunuz. Ceza yok, vazgeçememe diye bir şey yok.

Bu yasadaki amacınız ne idi?

Yine aynı mantıkla. Bizim gelirimiz düşük, kültür seviyemizde maalesef düşük, eğitim seviyemiz ortada. Reklamlar çok cezp edici, bizim insanımız bu tarz tuzaklara düşer mi? Çok rahat hem de. Bizde istedik ki bankadan krediden vazgeçme hakkımız doğsun. Faiz oranları aylık süreçlerde belirlendiği için bir ayda vazgeçme hakkına sahip olsun tüketici.

/resimler/2015-6/17/1040400106196.jpg

Kabul edildi mi bir aylık süreç?

Bir ay değil ama 14 güne çektiler bu zaman süresini de. Kapıdan satış 14 gün, uzaktan alışveriş 14 gün, bankayı da 14 gün yapalım dediler. O zaman taksitli alışverişi de 14 gün yapın dedik, malzemeler 14 gün içerisinde zarar görebilir diye onu çekemedik. Şimdilik bu haklar bile büyük bir kazançtır. Taksitli satıştan ve bankadan çektiğiniz krediden vazgeçebiliyorsunuz yani.

Görsel basında yâda yazılı basında yaptığınız programlar var mı?

Cumartesi akşamları bir yıldır TV1´de program yapıyorum. Türkiye´nin her yerinden vatandaşlar arıyor. Arıyorlar sorularını yöneltiliyor ve cevaplarını veriyorum. Mahmut Şahin çok ünlü birisi değil ama herkesin bu tarz sıkıntıları var. Bu programı sizde yapsanız, yâda yoldan geçen Ahmet Mehmet´ de yapsa aynı reytingi alır zaten. Örneğin kapıdan bir alışveriş yapmış, konuyu duyunca ekrana pür dikkat kesiliyor. Aman bende arayım da soruyum diyor. Bu konularda çok ciddi bir bilgilendirme yok maalesef. Bakanlık üzerine düşeni yapmıyor, kurumların birçoğu duyulmasını istemiyor. Elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum, sabaha kadar anlatsam inanın sabah kadar arayan olur.

 

Size ulaşmak isteyen vatandaşlarımız nereden ulaşabilirler?

Vatandaşlarımız bize internet sitemiz olan tüketiciler. org.tr´den ulaşıp sormak istedikleri her soruyu sorabilirler. İnternet sitemizin altında mail adreslerimizde mevcut oradan da yazabilirler. Farkındalık yaratmaya çalışıyoruz bu konuda. Vatandaşlarımızı elimizden geldiğince bilgilendirmek için uğraşıyoruz.

Bu görevi yapmaya başladığınızdan beri başınızdan geçen çok ilginç bir anınız var mı?

Olmaz mı, istemediğiniz kadar fazla. Bir gün gündüz saat 4 yâda 5 gibiydi utana sıkıla, çekinerek birisi aradı. Rahatsız ettim ama size diye, buyurun konu ne idi yardımcı olayım diyorum çekiniyor. Benim amacımda konu tüketici ile mi ilgili başka bir şey mi öğrenebilmek için. Artık konuşmaya başladı, sizi televizyonlarda izliyoruz kızım zorla arattırdı, sorunun ne olduğunu sordum, bir markette olduklarını söylediler. Konserve balık aldıklarını, bunların normalde üçlü ambalajlanmış olarak satıldığını söyledi. Kızı lise öğrencisiymiş, her zamanki aldıkları ürün. 3 al 2 öde aslında, bir tanesi promosyon yani. Ama mağaza uyanıklık yapmış hepsini açmış tek tek satıyor ürünleri. Tanesi 2 lira olması gerekirken 3 liraya getiriyor ve mağazasına kar ettiriyor. Kızı bunu fark edince bunun çok yanlış olduğunu ve itiraz etmeleri gerektiğini söylemiş, babası da boş ver kızım demiş. Ama kız ısrarla anlatarak, amcayı dinliyoruz ya beraber onu arayalım demiş. Babası benim işim olduğunu düşünerek aramak istemiyor ama kızı çok ısrar edince program yaptığım televizyon kanalından telefon numaramı bulup ulaşıyorlar bana. Acelelerinin olup olmadığını sordum, olmadığını söyleyince beni beklemelerini rica ettim. Yarım saat kadar sonra gittim, baktık beraber kızımızla 27 adet promosyondur satılamaz ibareli kutu buldum. Bir poşet bularak hepsini içerisine koydum. Alışverişlerini ödemelerini, beni de kasanın arkasında beklemelerini söyledim. Kasada görevliye gelerek, biraz kurnaz davrandığımı, üzerlerinde promosyon yazdığını, aslında bir tane de alabileceğimi ama uyanıklık ederek hepsini aldığımı söyledim. Bunları kasadan geçirmemesi gerektiğini, isterse hepsini tek tek kontrol edebileceğini de ekledim. Kasada ki görevli böyle bir şeyin olamayacağını, ücretli olduğunu söyledi. Ama üzerlerinde ücretsiz yazısı olduğunu, bana yalan söylediğimi mi ima ettiğini ve mağaza müdürünü çağırmasını rica ettim. Başka birisi geldi yanıma buyurun dedi, anlattım ya dedim ısrarla, ben alıp gidiyorum sorun çıkmasın dedim. Ne iş yaptığımı sordu çiftçi olduğumu söyledim. İzin veremeyeceğini ve daha üst mertebeden birini çağırması gerektiğini söyledi. Kimi çağırmak istiyorlarsa çağırmalarını hatta poliste çağırabileceklerini söyledim, işimin olduğunu ve beni daha fazla bekletmemeleri gerektiğini de belirttim. Biraz sonra yapılı bir arkadaş geldi buyurun beyefendi dedi, 3 olacak anlatacağım bu promosyonmuş üzerine firma yazmış bunu bende sizde yazmadınız dedim. Ben birazcık kurnaz davrandım hepsini aldım dedim sadece. Hatta sizden de daha kurnaz davrandım ve hepsini götürüyorum dedim. Polis mi çağıracaksınız yoksa gideyim mi üzerine basarak tekrarladım. Ne iş yaptığımı sordu yine, tekrar çiftçi olduğumu ifade ettim. Buğday lazımsa başım gözüm üstene diye de ekledim. Yalnız ben bunu çalışanlara yazarım, bunu da bilin dedi. Bana ajitasyon yapmamasını kendisinin talimatı olmadan buradaki çalışanlar bu ürünü açamayacaklarını, eğer bir ceza yazılacaksa bu parayı kendi hesabına yazması gerektiğini söyledim. Arkasından hemen tekrar ekledim, polis çağırıyor musunuz gideyim mi? Peki, afiyet olsun dedi; geçtim o kız çocuğuna verdim bir poşet balık konservesini. Afferim kızım dedim, babasına kanmamasını her ne olursa olsun hakkını her zaman aramasını yaptığı şeyin çok doğru olduğunu belirtip, mağazadan çıktım.  Arkamdan dışarıya kadar geldi müdür bey, ısrarla ne iş yaptığımı sordu. Tanışırız dedim, ben ara sıra gelir alışveriş yaparım, ama söylemedim ne iş yaptığımı. 

/resimler/2015-6/17/1041088700507.jpg

Foto-Röportaj: Berna Utaş Utangan




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —